Köpek canını senin.
(Kaynak: hounddogsrunning)
Kaç kişinin aklına gelmiştir bilmem ama, yüze yakın kişinin “bu iş olmaz” ya da “bu iş böyle yapılmaz” dediğine şahit olmuşumdur Pardus’la ilgilendiğim altı sene boyunca. Bazıları işin içinde TÜBİTAK var diye, bazıları biz varız diye, bazıları da atılan adımları ve yapılanları doğru bulmadığı için…
Sevgili E.T. geleceksen gel artık. - Müdüriyet.
(Kaynak: shahirzag.com)
Baktın olmuyor, hani yapacak bir şey yok gibi. En iyisi gerçeği söylemek, söyledikten sonra kaç. Kaç ki yanlış yaptığına emin olsunlar.
Zamanı geldiğinde kuşları takip et, kesin sıcak bir yerlere gidiyorlardır. En azından doğru yere gidecekleri kesindir. Uçmaktan korkma.
(Kaynak: yigitpinarbasi)
Şimdi mesela sabah kadar yazabilirsin, fakat önemli olan sabaha kadar yazmak olmayacak hiçbir zaman. Yazdığın yere kadar yazsan ve insanlar da okudukları yere kadar okusalar bence daha iyi. (bu “bence daha iyi” kalıbı tam Türkler icin icad edilmiş, öyle geldi birden.) Hadi ekmeksiz ye de bitir.
Toprak bizi bekler. O bizi evlat edinene kadar herkese anlatalım sevgimizi. Birlikte gördüğümüz rüyaları, geçirdiğimiz günleri. Sen ve ben hep ayrıydık. Ayrıcalıklıydık birbirimize. Üzerimize basıp geçen her gün, fırsatımız olmalı. Sesini tekrar duyuyorum. Seni tekrar duyuyorum. Bu felçli…
Bir haftadan uzun bir zamandır (sanki yıllar gecti pff) Isyanbul’dan uzaktayım ve inanır mısınız bilmem ama (çok kalıp cümle oldu lan) çok özledim ben Istanbul’u…
Hani o pisliğini özledim, yarısı ampulcü diğer yarısı değişik siyasi görüşe sahip insanlarını özledim… Delilerini özledim, polislerini özledim hatta trafiği bile özledim be…
Sanırım Istanbul kendisine benzetti beni, Istanbul hiç birimizi sevmez aslında biliyor musunuz? Sevmez ama muhtaçtır bize, uyuşturucu bağımlısı birinin uyuşturucu ile olan ilişkisine benzer bizim ilişkimiz; sevmeyiz birbirimizi ama ayrılamayız…